Türkiye’de ekonomik ve siyasi gelişmeler olumlu

Kriz kahini olarak adlandırılan ABD'li ekonomist Nouriel Roubini, Türkiye'deki ekonomik ve siyasi gelişmelerinde olumlu yönlerin olumsuzluklardan daha ağır bastığını söyledi.

Türkiye'de ekonomik, mali ve politik riskler bulunduğunu vurgulayan Roubini, "Türkiye'nin istikameti bence doğru ama ekonomik ve diğer alandaki reformların devam etmesi lazım. Olumsuz risklerin ve kırılganlıkların giderilmesi lazım. Küreselleşmenin bir alternatifi yok. Ne kadar erken küresel ekonomi ile entegre olmak için yola çıkılırsa o kadar iyi olur." dedi.

Nouriel Roubini, Çukurova Genç İşadamları Derneği (ÇUGİAD)'nin Seyhan Oteli'nde düzenlediği Bilgi Güçtür konulu konferansa katıldı. Konuşmasına dünyada yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeleri ele alarak başlayan Roubini, dünyada 2008-2009'da çok büyük bir ekonomik kriz yaşandığını hatırlattı. Krize gelişmiş ekonomilerdeki aşırı tüketimin neden olduğunun altını çizen Roubini, "2009'dan itibaren ise küresel olarak ekonomide bir canlanma başladı. Ama bu sefer yavaş bir toparlanma oldu. Yükselen ekonomilerde ise toparlanma daha hızlı" diye konuştu. İlerleyen yıllarda yükselen ekonomilerin daha da büyüyeceğini dile getiren Roubini, "Bu piyasaların işlem ve ticaret gücü daha fazla olacak. Siyasi ve jeopolitik işlerde de rolü ve önemi daha da artacak" diye açıklama yaptı. Krizin ardından ilerleyen ekonomilerde toparlanmanın yavaş olduğunu yineleyen Roubini, "Çok fazla harcaması olan ülkelerin daha az harcama yapması gerekiyor. Oysa, yükselen ülkelerde 'V' şeklinde bir toparlanma, yani hızlı toparlanma oldu. Çünkü geçmişte bu ülkeler krizleri yaşamışlar ve bankalarını düzenlemişlerdi, kendilerini temizlemişlerdi. Bundan 10-20 yıl önce mali krizler yükselen piyasalarda olurdu. Meksika, Kore gibi Brezilya ve Türkiye'de de krizler yaşandı. Artık dünya değişti. Bu ülkelerin ileri ekonomilere göre artık daha iyi sermayelendirilmiş bankaları ve düzenleri var. İlerlemiş ekonomilerde devletlerin çok borcu var, bankaları düzensiz. Eskiden borç veren ülkeler artık çok borçlanmış durumdalar. Şimdi küresel ekonomide bu ülkeler zor durumda." Diye konuştu.

KÜRESEL PAZARDA TÜRKİYE'NİN ETKİSİ ARTACAK
Eskiden 'G-7' ülkelerinin çok güçlü ekonomileri olduğunu ancak bu kavramın geçerliliğini yitirdiğini ifade eden Roubini, "Şimdi artık tartışmalar G-7'de değil, G-20'de yapılıyor. Sistemik açıdan yükselen piyasalardan biri Çin ve Brezilya gibi ülkeler. Bunlardan biri de Türkiye. Türkiye'nin dış politikadaki gücü ortada. Dünyada sadece ekonomik güçte değil siyasi güçte de bir kayma var. Yükselen piyasalar, sanayileşen, şehirleşen, genç nüfusa sahip ve kişi başına geliri artan ülkelerde ciddi bir ekonomi büyümesi olacak. Tüketim ve hizmet artıyor. Yatırım artıyor. Mallara olan talep de artıyor. Küresel ekonomi de yükselen piyasalar çok daha etkin olacak. Türkiye'nin de etkinliği artacak." dedi.

OBAMA'NIN SEÇİLMESİ OLUMLU
ABD'de yaşanan gelişmelerin sadece orayı değil tüm dünyayı etkilediğinin altını çizen Roubini, ""ABD, dünyanın en büyük ekonomisi. Avrupa da, Çin de öyle. Burada yaşananlar sadece oraları değil, tüm dünyayı etkiliyor. ABD'de, ekonomik büyüme hala çok zayıf. Geçen yıl sadece yüzde 1 oldu. Oysa normalde yüzde 3'tü. Büyüme düşük çünkü çok fazla borç var. Özel ve kamu borcu yüksek. Çok ağır açık var. İstihdam yaratılamıyor. Seçim olumlu bir gelişme oldu. Artık Amerika'nın dışında başka süper güçler var. Çin, Rusya ve Türkiye gibi. ABD, artık diğer ülkelerle işbirliği yapması lazım. Türkiye ile çok iyi işbirliği var. Obama'nın dış politikası bu şekilde devam edecek. ABD'nin en ciddi sorunu mali problemi. ABD yakın zamanda mali düzenleme yapacak mı? Euro Bölgesi'nde yani Avrupa'da çok ciddi mali ve bankacılık problemi var. Yunanistan, Portekiz ve İspanya çok sorun yaşıyor. Ciddi bir ekonomik resesyon var. Cari ve mali açık var. Avrupa Bölgesi'nde resesyon hala devam ediyor. Ama Avrupa Merkez Bankası çok daha aktif bir rol oynamaya karar verdi. İtalya ve İspanya'nın tahvillerini satın alacak. 500 milyar Euro'luk fon vardı. Bu fon kullanılacak. Para birliği için Avrupa'da siyasi birlik lazım. Birlikte mi kalacaklar, parçalanacaklar mı? Bu ciddi bir karar. Bunun dünyaya bulaşıcı etkileri olacak. Çin'in yıllık büyümesi yüzde 10 ve bu çok iyiydi. Artık çok fazla tasarruf yapıyorlar. Yeterince tüketim yok. Artık siyasi bir geçiş de yaşanıyor. Yeni lider seçiliyor. Yürütme Komitesi'nin 5 üyesi değişti. Reformlar yapılmazsa Çin'de yaşananlar küresel ekonomiyi etkileyecek." İfadelerini kullandı.

TÜRKİYE'DE BÜYÜME YÜZDE 3'TEN AZ OLACAK
Yükselen pazarların küresel ekonomide büyüme içinde olduğunu, bu büyüme trendinin devam edecek gibi göründüğünü söyleyen Nouriel Roubini, "Çin'de geçen yıl biraz düştü. Türkiye'de ortalama büyüme oranı yüzde 5.5 olmasına rağmen bu yıl ekonomik büyüme yüzde 3'ten az olacak. Bu ülkeler geçen yıl çok fazla büyüdü. Enflasyonu dengelemek için faizlere müdahale edildi. Yükselen pazarlar ileri ekonomilerdeki gelişmelere de bağlı. İleri ekonomilerde resesyon var. ABD'de yüzde 1.5 büyüme oldu. Avrupa'da yaşanan resesyon Türkiye'de sıkıntıya yol açtı." diye değerlendirmelerde bulundu. Hiçbir ülkenin ekonomik açıdan yalnız olmadığını, ülkelerin küresel ekonominin bir parçası olduğunu vurgulayan Roubini, "Türkiye'de büyüme neden yüzde 8'den yüzde 3'e düşecek? Çünkü Avrupa Bölgesi'nde ekonomik sorunlar var. Suriye ile sınırı var. Siyasi ve askeri istikrarsızlık, ekonomik açıdan olumsuz sonuçlar doğuruyor. Eskiye göre bu ülkelerle ilişkiler artık daha zor. Türkiye'nin bugünü ve 10 yıl öncesini karşılaştıralım. 2001'de bankacılık krizi yaşandı. IMF'den para istendi. Bugün ise kamu borcu daha düşük. Merkez Bankası'nın yabancı döviz rezervi daha yüksek. Artık sanayi tabanı çok daha çeşitli. Firmalar sadece Türkiye'de iş yapmıyorlar ve bölgesel bir güç oluyorlar. Ciddi bir krizden çıkan Türkiye önemli büyüme kaydetti. Finansal sistem temizlendi, mali politikalar başarılı oldu. Türkiye'nin coğrafi lokasyonu açıdan oynadığı bir rolü var. İleri ekonomilerden yükselen pazarlara doğru Batıdan Doğuya doğru bir geçiş var. Bağdat-Tiflis'ten Ceyhan'a inan boru hattı çok önemli. Türkiye bu geçişin merkezinde." Dedi.

TÜRKİYE, ORTADOĞU ÜLKELERİNE OLUMLU ÖRNEK OLABİLİR
Küreselleşmeye açılan ülkelerin daha ciddi büyüdüğünü, içe kapanan ülkelerde ise ekonomik büyümenin yavaşladığını savunan Roubini, Türkiye'nin bu noktadaki durumuna vurgu yaptı. Ortadoğu'da riskler yaşandığını dile getiren Roubini, şöyle dedi: "İran ve İsrail arasında gerilim var. Nükleer konusunda İran bence bir noktada ödün vermeli. Çünkü nükleer İran sadece İsrail için değil, Türkiye, Amerika ve Sünni ülkeler için de tehlikeli olacak. Umarım İsrail ve İran arasında siyasi bir diplomatik yol bulunur. Arap Baharı, Libya, Tunus ve Endonezya'da başladı. Bu ülkeler hala başarılı bir ekonomi olamadı. Türkiye'de nüfusun çoğunluğu ılımlı bir İslami hükümete oy vermeyi tercih etti. Türkiye bir model. Arap ülkeleri böylesi bir geçişi sağlayıp ekonomik açıdan başarılı olur. Oysa Tunus ve Libya'da durum başarısız. Türkiye ile Suriye gibi ülkeler arasında bölgesel gerilimler yaşanıyor. Umarım bu sorunlara çözüm bulunur. Sadece Suriye'de değil, Yemen'de de iç savaş var. Amerika, Irak'tan askeri açıdan ayrılmış durumda. Oradan ayrılır ayrılmaz Sünni ve Şiiler arasında, Kürtler arasında istikrarsızlık başladı. Türkiye gibi bir ülke son derece olumlu örnek olabilir Ortadoğu'ya. Ortadoğu'da siyasi ve ekonomik model olabilir. Türkiye jeopolitik gerilimleri çözmeye çalışırken bir yandan da örnek oluyor."

'ENDİŞELERİM VAR AMA OLUMLU YÖNLER AĞIR BASIYOR'
Türkiye'deki ekonomik ve siyasi gelişmelerin olumlu bulurken, endişelendiği konular da olduğunun altını çizen Roubini, şöyle konuştu: "Ancak olumlu yönler daha ağır basıyor. Türkiye ile ilgili endişelerin başında ekonomik büyümenin yavaşlaması geliyor. İstihdamın azlığı var. Çok fazla cari açık var. Kırılganlık var. Açığı çok fazla borçla kapatmaya çalışırsanız çok ciddi kırılganlık olur. Türk lirası çok yüksekti. Ama geçen yıl Türk lirası bir parça değer kaybetti. Enflasyon oranı çok yüksek. Bu konuda Merkez Bankası karar almalı. Büyüme diyorsanız faiz oranlarını düşürmelisiniz. Uzun dönemli sorunlar da var. Nüfus açısından Türkiye olumlu durumda. Genç ve artan nüfusu olan ülkelerin güçlü ekonomileri olur. Ama bu yetmez. Onları üretken bireyler kılan beşeri sermaye bulmanız gerekir. Küresel ekonomide Türk gençlerinin verimli ve üretken hale getirilmeleri için, sağlık ve eğitim donanımlarının sağlanması için yapılması lazım. Özetle beşeri sermayenin arttırılması lazım. Maalesef yapısal reformlarda frene basıldı. Örneğin ticarette daha fazla yapılması gereken şeyler var. Özel sektörün çok daha etkin ve verimli kılınması gerekir. Türkiye'nin alt yapısına yatırım yapılmalı. Ulaştırmada mesela yapılması gerekir. Bir de Türkiye net olarak enerji ithalatçısı. Petrol fiyatlarındaki artış bu nedenle ekonomi üzerinde olumsuz etkiye sahip. Doğalgaz ve petrolün Ortadoğu'dan petrol boru hattıyla alınması önemli. Türkiye bu petrolü kullanarak katma değer yaratan sektörleri geliştirebilir. Türkiye sadece geçiş yeri olmayarak petro-kimya ve rafineri tesisleri kullanılabilir. Bunun için ciddi ekonomik politikalar gerekir. Türkiye'de olumlu yönler olumsuz yönlerinden daha ağır basıyor. Mesela 3 kredi değerlendirme kuruluşu olumlu bakıyor. Biri, kredi notunu yükseltti. Ama Türkiye'de ekonomik, mali ve politik riskleri var. Öyle bir yerde ki Türkiye ama Suriye, İran ile gerilimler yaşanıyor. 'Toplum nereye gidiyor?' gibi ayrılıklar dışarıdan bakışı olumsuz etkiliyor. Türkiye'nin istikameti bence doğru ama ekonomik ve diğer alandaki reformların devam etmesi lazım. Olumsuz risklerin ve kırılganlıkların giderilmesi lazım. Küreselleşmenin bir alternatifi yok. Ne kadar erken küresel ekonomi ile entegre olmak için yola çıkılırsa o kadar iyi olur."

Türkiye'deki bütçe açığı konusunda bir soruya da cevap verin Roubini, Türkiye açısından bütçe açığını çok ciddi bir kırılganlık olarak görmediğini ifade etti. Roubini, "Ama dünyanın çok yerinde seçim zamanlarından bütçe açığı artıyor ve seçimler için kullanılıyor. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'de seçim yapılacak. Benim önerim bütçenin seçimler için kullanılmaması gerek. Mali sağlamlığın korunması yatırım düzeyini korur." diye yanıt verdi.

TÜRKİYE'NİN ORTADOĞU VE ÇİN'E YÖNELMESİ OLUMLU
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) sürecini de yorumlayan Nouriel Roubini, bu konuda şöyle konuştu: "Ben de bir çok kişi de üyelik konusunda AB ile müzakerelere olumlu bakıyordu. Avrupalılar bu konuda çok yavaş davrandılar. Avrupa'da bazı ülkeler nedeni olmayan gerekçelerle Türkiye'nin üyeliğini istemiyor.Türkiye gibi büyük bir ülke AB'ye üye olursa Avrupa için de iyi olur. Türkiye'nin katılımına sıcak bakmadıkları için Türkiye ilgisini başka yerlere, Ortadoğu'ya Çin'e başka yerlere yönlendirdi. Euro Bölgesi yaşlanıyor. Potansiyel büyüme yüzde 1-1.5 oranında. Böyle bir pazarın üyesi mi olmak istersiniz, daha fazla büyüme oranları olan yerlerde mi yaşamak istersiniz? Bence Türkiye'nin ilgisinin başka yerlerine yönlendirmesi doğru, ekonomik olarak da olumlu. Türkiye'nin AB üyesi olması çok olumlu. Bunu destekliyorum. AB'ye katılma hedefi devam etmeli. Bu müzakereler zamanla üyelikle sonuçlanacak. Ancak dünyada daha fazla büyüyen bölgeler olduğu ve onlarla sıkı işbirliği de gözden uzak tutulamamalı.Türkiye, çok önemli bir konumda." İfadelerini kullandı.

Toplantıya; KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, Adana Sanayi Odası (ASO) Başkanı Sadi Sürenkök, Adana Defterdarı Serdar Aksoy, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Erkan Güral, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Onatça, Adana OSB Başkanı Bekir Sütçü, Adana Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Muammer Çalışkan ile çok sayıda işadamı katıldı.

CİHAN

joomla visitor

Free business joomla templates