SİGORTACILIK

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BANKACILIK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI MALİ PİYASALARIN İŞLEME MEKANİZMASI SİGORTACILIK - Ömer KARA* 

Türk Sigortacılık Sektörü 2000 ile 2008 yılları arasında yılda ortalama %37 büyüyerek 2008 yılı 3. çeyrek itibariyle 24,7 milyar YTL’lik bir büyüklüğe ulaşmıştır. Aynı dönemde prim üretiminde de yıllık ortalama %34 büyüme sağlanarak 2008 yılı 3. çeyrek itibariyle 8,9 milyar YTL’lik prim üretimi gerçekleştirilmiştir. Dünyada ise sigorta sektörünün büyümesi son 10 yıl içerisinde %3,8 olarak gerçekmiş olup 2007 yılı itibariyle yaklaşık 4 trilyon dolar prim üretilmiştir.
Türkiye’deki sigorta şirketleri fonlarını %96 oranında kamu iç borçlanma senetlerinde değerlendirirken; Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sigorta şirketleri %59 oranında bonolarda (özel ve kamu), %16 oranında ise hisse senetlerinde değerlendirmektedir.
* Öğrenci No: 2507070014, Diese E-Mail-Adresse ist vor Spambots geschützt! Zur Anzeige muss JavaScript eingeschaltet sein!

GİRİŞ
Ekonomi yazılarında ve sohbetlerinde “sistem” olarak tabir edilerek hakkında büyük bir gizemle bahsedilen mekanizma asıl itibariyle mali düzenden başka birşey değildir. Ülkeler mali piyasaları ile bu piyasaların oyuncuları arasındaki ilişkileri düzenler ve böylelikle sistem denilen o sihirli algoritmayı kurmuş olurlar. Sistemdeki kurgu aslında çok basittir; fon fazlası olan oyunculardaki fazla fonlar mali piyasalar aracılığıyla fon ihtiyacı olanlara plase edilir. Sigorta şirketleri bu oyuncular arasında yer almakta olup sistem içinde önemli bir yere sahiptir.
İlk bölümde sigortacılığın tanımı yapılmış, teorik yaklaşım ile sigorta kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde sigortacılığın dünyadaki ve Türkiye’deki tarihi gelişimi anlatılmıştır. Son bölümde ise sigortacılığın mali piyasalardaki konumu açıklanmış, dünya ve Türkiye’deki uygulamalarına değinilmiştir.
SİGORTANIN TANIMI
İnsanların tüm varlık ve girişimleri risk (riziko) adı verilen belirsizliklerin tehdidi altındadır. Sigorta, bir tehlikenin gerçekleşerek zarar oluşturma riskini dağıtan ve bu zararı ekonomik açıdan önemsiz bir duruma getiren bir mekanizmadır. Sisteme dahil olanların belirli bir miktar para ödemesi yoluyla toplanan fonların, tehlikenin gerçekleşmesi sonucu fiilen zarara uğrayanların zararını karşılamada kullanıldığı, bir risk transfer sistemidir. Bu sistem sayesinde kişiler, karşı karşıya bulundukları tehlikelerin neden olabileceği ve tek başlarına karşılayamayacakları zararlarını, nisbeten küçük miktarlarda ödemiş oldukları primler yoluyla aralarında paylaşmaktadırlar.
Bu sistem, “sigortacı” (sigorta şirketi), “sigortalı” ve “sigorta sözleşmesi”den oluşmaktadır. Bir sigorta sözleşmesinde; bir tarafta sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya yasal olarak yetkili bulunan “sigorta şirketi”, diğer tarafta da tehlikeyle karşı karşıya olan “sigortalı” bulunmaktadır. Sigortalı; sigorta şirketinin bir tarafı olarak, teminat kapsamındaki tehlikelerden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda, meydana gelen hasarın tazmini talebinde bulunmaya yasal yetkili olan kişidir. Diğer taraftan da sigortacının sigortalıyı koruma yükümlülüğüne karşılık, sigortalının da sözleşme ile saptanan prim adı altındaki bir meblağı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Sigorta, öngörülemez ve maddi zarar doğuracak olaylara (yani risklere) karşı yaptırılmakta olup böylelikle geleceğin maddi açıdan belirli hale gelmesini sağlamaktadır. Sigorta, kişi ve kurumlara güven sağlarken geleceğin planlanmasını mümkün kılarak girişimciliği teşvik etmektedir.
Ne zaman olacağı önceden bilinen olaylara karşı sigorta yaptırılamamaktadır. Kumar, hisse senedi alım-satımı gibi spekülatif riskler ve kanuna aykırı olarak yapılan işler sigortalanamamaktadır. Keza, kanunlardan kaynaklanan cezalara karşı da sigorta yaptırılamamaktadır.
Sigorta edilmiş bir riskin gördüğü zarara hasar denilmektedir. Bir hasar gerçekleştiğinde, sigortalı, sigorta şirketine ihbarda bulunmaktadır. Sigorta şirketi, hasarı kendisinden bağımsız bir eksperin incelemesini sağlayarak sigorta eksperinin hazırladığı rapora paralel olarak sigorta teminatı içindeki zararı sigortalıya ödemektedir. Hasarın üçüncü bir şahsın kusuru sonucu oluştuğu ve sigortalının o şahıstan tazminat talep etme hakkının doğduğu durumlarda, halefiyet denilen hukuki ilke uyarınca bu haklar ödediği hasar oranında sigorta şirketine geçmektedir. Sigorta şirketinin bu hakkını kullanarak kusurlu taraftan tazminat talep etmesine rücu denilmektedir. Örneğin, A ve B araçlarının karıştığı ve B aracının kusurlu olduğu bir kazada, A'nın sigortacısı A'ya tazminat ödedikten sonra ödediği tazminatı B'den talep edebilmektedir.
Deprem gibi büyük felaketler sonucu ödenen hasarların sigorta şirketlerinin mali güçlerini aşan tutarlara ulaşması nedeniyle, sigortacılar da kendi üstlendikleri riskleri sigortalamaktadırlar. Bu yeniden sigortalama işlemine reasürans, reasürans konusunda çalışan şirketlere de reasürör denilmektedir.
Reasürörler, verdikleri teminat karşılığında sigorta şirketlerinden prim almaktadırlar. Sigorta mekanizması genelde yurtiçini kapsarken reasürans mekanizması uluslararası bir işlemdir. Bir sigorta şirketi, risklerini pek çok reasüröre devredebilmektedir. Böylece, büyük boyutlardaki riskler bile dünya çapında pek çok şirkete dağıtılarak ödenebilir hale getirilmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir felaket, tüm sigorta piyasasını etkilemektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde meydana gelen 11 Eylül saldırıları sonucunda, sigorta primleri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de artmıştır.
Sigorta ürünleri genel olarak hayat ve hayat dışı olmak üzere ikiye ayrılırken sigorta şirketleri de aynı şekilde sınıflandırılmaktadır.
Teorik Yaklaşım
Bu bölümde sigortacılık olgusu teorik bir yaklaşımla açıklanmaya çalışılmıştır. Kurulan modelde; belirli bir başlangıç varlığı (W0) olan sigortalı, öngörülemeyen bir ihtimalle (p) gerçekleşebilecek tehlike sonucunda oluşacak zarar (L) karşısında kendisini belirli bir tutara (X) kadar sigorta şirketi ile aralarında belirleyecekleri bir prim (Π.X) karşılığında sigortalamaktadır.
W0: Başlangıçtaki varlık
p: Riskin gerçekleşme olasılığı
L: Risk gerçekleştiğinde oluşan zarar
X: Sigorta tutarı
Π.X: Sigorta primi
Risk gerçekleşmediğinde (1 - p olasılıkla) sigortalının varlığı, başlangıçtaki varlığından ödediği prim kadar eksik olacaktır.
W1 = W0 - Π.X
Risk gerçekleştiğinde ise (p olasılıkla) sigortalının varlığı, başlangıçtaki varlığı ile sigortadan aldığı tazminat toplamından ödediği prim ve oluşan hasar kadar eksik olacaktır.
W2 = W0 – Π.X - L + X
Yukarıda belirlenen doneler ışığında sigortalının beklenen fayda fonksiyonu aşağıdaki gibi olacaktır.
EU = (1 – p).U(W1) + p.U(W2)
EU = (1 – p).U(W0 - Π.X) + p.U(W0 – Π.X - L + X)
EU = (1 – p).U(W0 - Π.X) + p.U[W0 – L + X.(1 - Π)]
Sigortalının fayda fonksiyonunun von-Neumann Morgenstern Fayda Fonksiyonu [U(W) = W] olduğu varsayımı altında sigortalının elde edeceği faydayı maksimize etmeyi amaçlayacağını söyleyebiliriz.
maxXEU = (1 – p).U(W0 - Π.X) + p.U[W0 – L + X.(1 - Π)]
-(1 – p).U’(W0 - Π.X*).Π + p.U’[W0 – L + X*.(1 - Π)].(1 - Π) = 0
()()[]()()π1π*XπWU'π1*XLWU'p1p00−=⋅−−⋅+−⋅− 4

Tam rekabetin olduğu teorik bir piyasada şirketlerin kar marjlarının sıfır olduğu varsayılmaktadır. Sigorta sektörünün de böyle olduğu varsayımından hareketle şirketlerin gelirlerinin (toplam primlerin) giderlerine (toplam tazminatlara) eşit olacağını söyleyebiliriz.
Σ(Π.X) = Σ(p.X)

joomla visitor

Free business joomla templates