Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1969-1974-1978 ve 1980 Krizleri

Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1969-1974-1978 ve 1980 Krizleri
1969 Krizi, 1974 Krizi, 1978 Krizi, 1980 Krizi, ambargo, ap, arap ülkeleri, borsa, Chp, cris, döviz, demirel, dolar, dış ticaret açığı, ecevit, ekonomik kriz, enflasyon, IMF, kıbrıs, mark, Merkez Bankası, msp, opec, petrol krizi, TL, tolga akpınar, Turgut Özal

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK VE YAZAR BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!
Bu makalede anlatılan ekonomik krizlerin sebep ve sonuçlarını okudukça, günü kurtarmaya yönelik önlemlerin ekonomiyi daha da içinden çıkılmaz bir hale soktuğunu, Opec’ in dünya ve ülkemiz ekonomisinde ne gibi etkileri olduğunu, siyasi ve gereksiz tartışmaların ekonomiye nasıl zarar verdiğini göreceksiniz…

1969 Krizi

1967 yılında ülkenin başında AP vardı.Turgut Özal ise DPT müsteşarıydı.Demirel’de DP gibi çoğunluğun oyu ile gelmişti.Bu yüzden popülist tavırlar içerisindeydi.

Gerektiğinde laiklik ve rejim karşıtı laflar ediyordu.Aslında bu tavır hükümetin tüm birimlerine yayılmış durumdaydı.

Demirel iktidarının bir özelliği,uzun vadeli yatırımlardan çok kısa vadeli ve oy getirebilecek popülist yatırımlar yapmasıydı.

Ekonomide de aynı şey geçerliydi.Uzun vadeli politikalardan çok kısa vadeli politikalar uygulanıyordu.Ülkede anarşi ve eylemler giderek artıyordu.

12 Ekim 1969 yılında bir seçim oldu.Yine AP çoğunluğun oyuyla iktidar oldu.AP iktidarının 1967 yılında hazırladığı 5 yıllık Ekonomik Plana göre, dışa bağımlılık azaltılacak,yatırım harcamaları %19,9’dan,%24,3’e yükseltilecek ve yatırım harcamaları artırılacaktı.

Yine bu dönemde dış ticaret açığının 226 milyon dolar olması bekleniyordu.Bu dönemde ortalama büyüme oranı %7 olarak tahmin ediliyordu.

AP’nin günü kurtarmaya yönelik popülist politikalarına parti içinden muhalefet geldi.Bazı senatörler ülkedeki siyasi ve ekonomik karışıklığın bir an önce sona ermesini istiyordu.

Demirel,senatörleri partiden ihraç etti.Bunun üzerine AP’den istifalar oldu.

Ülkede bu siyasi gelişmelerin yanı sıra ekonomide de sıkıntılar vardı.İhracat ve İşçi dövizleri girişi TL’nin aşırı değerli olmasından dolayı gerçekleşemiyordu.

Ülkede kısa süreli bir hafif ekonomik kriz oluştu.

Bunun üzerine hükümet TL’i %66 oranında devalüe etti.1 Dolar=15 Lira oldu.Hükümet IMF ile ilişkiye geçti ve IMF politikalarını uyguladı.

5 Yıllık Kalkınma Programı sonunda gerçekleşen tek hedef %7’lik büyüme oldu.

Ardından 12 Mart 1971’de darbe oldu.Ekonomi Yönetimi,Dünya Bankası’ndan gelen Dr.Atilla Karaosmanoğlu ve Turgut Özal’ın eline geçti.1969-1981 yılları arasında,siyasi nedenlerinde etkisiyle günü kurtarmaya yönelik politikalar uygulandı.

1974 Krizi-Birinci Petrol Krizi-

14 Ekim 1973’te seçimler oldu.En yüksek oyu CHP,MSP ve AP almıştı.CHP’de İsmet İnönü’yü devirerek Genel Başkan olan ve iktidara gelen Bülent Ecevit,MSP ile hükümet kurdu ve 26 Ocak 1974’te Başbakan oldu.

Bülent Ecevit,başbakan olduğunda dünyada Arap-İsrail savaşları başlamıştı.Kıbrıs’ta Faşist bir iktidar vardı ve Türklere zulüm ediyor,soykırım yapıyordu.

Türkiye Cumhuriyeti,Ecevit döneminde ada’ya iki kere Barış Harekatı düzenledi.Birincisi (20 Temmuz 1974)-İkincisi (16 Ağustos 1974).Adada KKTC kuruldu.

Başta Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkeler Türkiye’ye Kıbrıs nedeniyle ekonomik ambargo uyguladılar.

Öte taraftan Arap ülkeleri anlaşarak petrolün fiyatını 73 yılında 2,5 dolardan 11,6 dolara çıkarmışlardı.Bununla beraber Türkiye’nin içerisinde Anarşi devam ediyordu.Demirel ile Ecevit devamlı ağız kavgası yapıyorlardı.

1974′te petrol fiyatlarının patlayarak 4 katına çıkması Türkiye ekonomisini olumsuz etkiledi.Aynı yıl Kıbrıs Barış Harekatı ile birlikte batılı ülkelerin üstü örtülü ekonomik ambargosu başladı.

Bütün dünya petrol tasarrufuna yöne lirken Türkiye petrole sübvansiyon vererek tüketimi patlattı. Dış ticaret açığı 769 milyon dolardan 2.3 milyar dolara fırladı. Bütçe 303 milyon dolar açık verdi.

Dış Ticaret Açığı 769 milyon dolardan 2,3 milyar dolara fırlamıştı.Bu olumsuz faktörler nedeniyle turizm gelirleri de azaldı.Türkiye’nin bütçe açığı rekor büyümeyle 303 milyon dolar oldu.Türkiye Ekonomik Krize girmişti.

Hükümet bir döviz darboğazına girdi.Bu darboğazı aşmak için dışarıdan yüksek faizli borçlar alındı.Bu borçların alınması teşvik edildi.

Irakla anlaşma yapıldı ve Türkiye-Irak Yumurtalık Petrol Boru Hattı inşa edildi.

(1977)Hükümet önlemleri hep günü kurtarmaya yönelik idi.

1978 Krizi

1978 yılına kadar gelen hükümetler,özellikle AP iktidarları daima günü kurtarmaya yönelik ekonomik kararlar alıyorlardı.İçerdeki refahı artırmak,ithalat yapmak ve borçları ödemek için borçlar alınmıştı.

Bu borçlar abartılı alındığı gibi gereken yerlerde de kullanılmıyordu.Halk tüketime teşvik ediliyordu.İthalat artmıştı.Düşük gelirli vatandaş lüks mallar talep ediyordu.

Otomobil fabrikalarının önünde kuyruklar oluşmuştu.İçeride montaj fabrikaları(yedek parça)
olmayan makinalar ve farklı markalarda traktörler ithal ediliyordu.

Dönemin hükümetleri düşük faizli kredileri hiç ödenmeyecekmiş gibi alıp kullandılar. Önemli miktarlarını da har vurup harman savurdular.

Yurtdışına indirimli kürk satışlarına geziler, otomobil fabrikaları önünde uzayan kuyruklar, onlarca değişik marka traktör ithalatı, gelişigüzel devlet sübvansiyonları bu borçlarla karşılandı.

1970 yılında 1.8 milyar dolar olan borcumuz, 1977 yılında 10 milyar dolara çıktı. 1978 yılında kısa vadeli borçların toplam borç içindeki payı yüzde 52′ye ulaştı. 1978′de kriz patladı.

1970 yılında 1.8 milyar dolar olan dış borç 1977 yılında 10 milyar dolarlara dayandı.Bu borçların çoğu da kısa vadeli borçlardı.Sonunda kriz patlak verdi.

Ardından iktidara gelen Ecevit hükümeti,4.planı hazırlama çabasına girdi.Ancak daha önce 1 yıllık geçiş planı hazırladı.

Fakat planı uygulayamadan 14 Ekim 1979 seçimlerinde başarısız olduğu için istifa etti.

Yerine gelen Demirel hükümeti’de ülkedeki karışıklıklar nedeniyle önemli kararlar alamadı.

1980 Krizi

Yukarıdaki faktörlerin devamı olarak OPEC ülkelerinin petrol fiyatlarını %150 artırması ekonomiyi tümden yıktı.

OPEC üyeleri petrol fiyatını 1979 ve 1980′de ikinci kez yüzde 150 oranında artırdı. Bu şok Türkiye’de işsizliği yüzde 20′lere fırlattı.

Enflasyon yüzde 63.9′a yükseldi. Pek çok temel tüketim maddesi karaborsaya düştü. Benzin, tüp, ampul bulunamıyordu.

Hükümet ekonomiyi yeniden işler hale getirmek için ünlü “24 Ocak kararları”nı yürürlüğe koydu ve TL yüzde 48,6 oranında devalüe edildi.

Issizlik %20 oraninda artti.Enflasyon %63’lere geldi.

Tüketim malları karaborsaya düştü,ülkede siyasi sorunlara kıtlıkta eklendi.

Hükümet bu durumdan kurtulmak için,Demirel ve Özal’ın hazırladığı 24 Ocak kararlarını uygulamaya koydu.

Enflasyonu kontrol altina almak, dış kaynak açığını kapatmak, kıtlıkları önlemek ve ekonomiyi yeniden işler hale getirmek için 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleri uygulamaya konulmuştur.

Istikrar programiyla, Türk lirasi yüzde 32,7 oraninda devalüe edilmis, dogrudan ve dolayli ihracati tesvik edici uygulamalar baslatilmis, fiyatlarin idari kararlarla tespiti ilkesi terkedilmistir.

Daraltılan temel mal ve hizmet kapsamı dışında kalan mal ve hizmet fiyatlarının serbestçe tespiti olanağı getirilmiş,açık finansman yoluyla kamuya kaynak sağlanması yolu önemli ölçüde daraltilmıştır.

Sabit kurdan kontrollü dalgalı kur politikasına geçilmiş ve yabancı sermaye girişi özendirilmiştir.

Toplam talebin kontrolü yanında arz koşullarını geliştirmeye yönelik yapısal uyum kararlarının uygulanması, idari organizasyona ilişkin düzenlemelerle de desteklenmiştir.

Bu kapsamda Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon ve Para Kredi Kurulları, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı,Sermaye Piyasası Kurulu, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Daire Başkanlıkları oluşturulmuştur.

1980 sonrası uygulamaya konulan Beşinci, Altıncı ve Yedinci Planların da değişik ölçülerde esasını teşkil eden 24 Ocak Kararları ihracata dayalı dışa dönük sanayileşme stratejisini benimsemişti.

Devletin ekonomiye müdahalesinin asgariye indirilmesini,rekabeti engelleyici müdahalelerin önlenmesini ve ekonominin uluslararası piyasalarla bütünleşmesini amaçlamıştır.

Buna göre Enflasyon aşağıya indirilecek,dış ticaret açığı ihracat artırılarak kapatılacak,
büyüme hızı yükseltilecek ve piyasa ekonomisine önem verilecekti.

Bu kararlarla birlikte TL %48,6 oranında devalüe edildi.

12 Eylül darbesiyle hükümetin düşürülmesiyle bu kararları Turgut Özal yürüttü.Ardından 1983 ‘te Başbakan olan Özal IMF ile Stand-By anlaşması imzaladı.

Anlaşmaya göre,ihracata teşvik verilecek,kamu harcamaları kısılacak,TL yüksek oranda devalüe edilecekti.

Bütçe açığı kısılacak,yabancı sermaye girişi sağlanacak,KİT’lere ürünlerine zam yetkisi verilecekti.

Bu uygulamalar sonucunda ihracatın GSMH’deki payı %11’e çıkartılmıştır.Enflasyon aşağı çekilmiş,siyasetteki rahatlamayla beraber ülkede bir rahatlık meydana gelmiştir.

Ancak işsizlik,dış açık ve bazı sektörlerde tekelleşmenin önüne geçilememiştir.

1977 yılında 10 milyar dolar olan dış borç 17 milyar dolara yükselmiştir.

A.Tolga AKPINAR

joomla visitor

Free business joomla templates